PSİKOLOJİK TESTLER / KABUL VE KARARLILIK TERAPISI (ACT)

Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)

Hem ülkemiz hem de dünyada giderek artan bir ilgiye mazhar olan ve ‘Üçüncü Dalga’ veya ‘Üçüncü Kuşak’ olarak adlandırılan Bilişsel Davranışçı Psikoterapi yaklaşımlarının önde gelen modeli olan Kabul ve Kararlılık Terapisi (Acceptance and Commitment Therapy’nin ilk harflerinden oluşan “ACT” kelimesi şeklinde okunur) davranışçı geleneğin takipçisi olan bir psikoterapidir.

Hem ülkemiz hem de dünyada giderek artan bir ilgiye mazhar olan ve ‘Üçüncü Dalga’ veya ‘Üçüncü Kuşak’ olarak adlandırılan Bilişsel Davranışçı Psikoterapi yaklaşımlarının önde gelen modeli olan Kabul ve Kararlılık Terapisi (Acceptance and Commitment Therapy’nin ilk harflerinden oluşan “ACT” kelimesi şeklinde okunur) davranışçı geleneğin takipçisi olan bir psikoterapidir.

Klasik davranışçı yaklaşım, sadece gözlenebilen eylemleri davranış olarak sayar ve insan zihninde olan bitenlere belirgin bir biçimde önem vermezken; Skinner’in ortaya attığı ve ACT kuramcılarının da benimseyerek referans aldıkları radikal davranışçılık; düşünce, duygu, anı gibi organizmanın ortaya çıkardığı tüm içsel yaşantıları da davranış olarak tanımlamıştır. Bu yaklaşım sayesinde davranışçı gelenek içerisindeki araştırmacılar için dil ve düşünce gibi zihinsel olguların davranışçı prensiplerle ele alınmasının önü açılmış ve İlişkisel Çerçeve Kuramı (Relational Frame Theory; RFT) geliştirilmiştir (Bu konuda daha ayrıntılı bilgiyi sitemizdeki RFT başlığı altında bulabilirsiniz.)

Hayes, Strosahl ve Wilson tarafından hem klinik uygulamalar hem de RFT çalışmalarının karşılıklı etkileşimiyle 1980’li yıllarda geliştirilmeye başlanan ACT, bilimsel kanıtı düzeyi yüksek bir psikoterapidir. Geliştirildiği ilk yıllardan Kasım 2018’e kadar ACT üzerine yapılan 256 Randomize Kontrollü Çalışma (RKÇ) ile depresyon, anksiyete, psikoz, obsesif-kompulsif bozukluk, madde kullanımı, yeme bozuklukları, kronik ağrı, stres, sınırda kişilik bozukluğu, kanser, epilepsi, diyabet, kulak çınlaması, erteleme, ebeveynlik, yaşam kalitesi, spor performansı, damgalama gibi çok geniş bir alanda etkinliği kanıtlanmıştır.

ACT Nasıl Bir Terapidir?

ACT’in felsefi temelinde ise ‘işlevsel bağlamsalcılık’ (functional contextualism) olarak adlandırılan düşünce vardır. Buradan hareketle ACT, organizmaya ait herhangi bir davranışsal unsuru ‘iyi’ ya da ‘kötü’ olarak tanımlamaz, davranışın içinde bulunduğu bağlama göre bunların değerlendirilmesi gerektiğini söyler ve davranışın işlevinin ne olduğunu inceler (Yine sitemizdeki İşlevsel Bağlamsalcılık ve Bağlamsal Davranışçı Bilimler başlığı altında bu konuya dair daha ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz).

Sağlık ve mutluluğun doğal homeostatik durum olduğunu savunan, karşılaşılan ‘anormal’ durumların hipotetik bozuk parça veya parçaların tespit edilip tamir edilmesiyle düzeltilebileceğini öneren mekanistik yaklaşım, tıbbın diğer alanlarında oldukça başarılı ve tutarlı verilere ulaşabilmiş olsa da davranışsal sorunlarda aynı başarıyı gösterememektedir. İnsanın doğal ve normal halinin mutluluk olduğu varsayımının yanlışlığı dünya çapındaki psikolojik sorunların istatistiklerine bakıldığında anlaşılacaktır. Yaşadığımız sürece acı kaçınılmazdır. Acıyı yok etmeye, azaltmaya ya da kontrol etmeye çalışmak ise yalnızca o acının yeni acılar beraberliğinde bizi daha fazla ziyaret etmesine yol açacaktır. ACT normal bir zihnin işleyişinin acıya yol açabildiğini iddia eder. Dışarıdan gelen bir tehlikeden kaçmak, onu yok etmeye çalışmak çoğu zaman işe yarayan bir strateji iken, aynı strateji olumsuz içsel yaşantılarımız (duygu, düşünce, anı ve hisler) için kullanıldığında işe yaramaz hale gelecektir. Yani konu olumsuz içsel yaşantılarımız olduğunda esas sorun o yaşantılar değil, onları kontrol etme çabamızdır. Bu bakış açısıyla ACT, olumsuz içsel yaşantıları düzeltmeye, tamir etmeye çalışmaz; onlarla içtenlikle temas etmeyi ve verdikleri rahatsızlıkla beraber hayatımızda onlara yer açmayı vurgular.

ACT’in Psikopatoloji Yaklaşımı

ACT’in amacı insanlarda psikolojik esnekliğin arttırılmasıdır.  Psikolojik esneklik, içsel yaşantılarımıza dikkat ve açıklıkla yaklaşarak ânla temas etmek ve değerlerimiz doğrultusunda davranışlar sergilemekte kararlılık olarak tanımlanır. Yani anlamlı ve dolu dolu bir yaşam için önümüzde engel gibi duran duygu, düşünce, anı ve hislerimizi farkederek; onları değiştirmeye, kontrol altına almaya ya da yoğunluklarını veya sıklıklarını azaltmaya çalışmadan davranışlarımız üzerindeki baskınlıklarını zayıflatmak ve böylece değer verdiğimiz alanlardaki davranışlarımızda sebat edebilmemiz temel amaçtır.

Psikolojik esneklik (Şekil 1) modelinin aksi ise psikolojik katılık olarak tanımlanır ve ACT’in psikopatolojiye yaklaşımını tanımlar (Şekil 2). Her iki model birbiriyle etkileşim içerisinde olan altı ayrı boyuttan oluşmaktadır.